Özgül Öğrenme Bozukluğu

Özgül Öğrenme Bozukluğu herhangi bir nörolojik ve fiziksel (bedensel) hastalık ya da zihinsel yetersizlik ve otizm gibi gelişimsel bir bozukluk bulunmaksızın; okuma, yazma, matematik gibi akademik becerilerde yetersizlik ile kendini gösteren bir bozukluk türüdür. Özgül Öğrenme Bozukluğu esasen yapısal bir sorundur ve merkezi sinir sisteminin işleyiş bozukluğundan kaynaklanmaktadır.

Zihinsel yetersizlik ile çok karıştırılır. Aslında zihinsel yetersizlik de bir tür öğrenme bozukluğu olarak kabul edilebilir. Ancak aralarında önemli farklar mevcuttur. Bunu vurgulamak için de “öğrenme bozukluğu” sözünün önüne “özel” ya da “özgül” kelimesi getirilmiştir. Zihinsel yetersizlik ile öğrenme bozukluğu arasındaki farkları şöyle sıralayabiliriz:

1- Zihinsel yetersizlikte zekâ işlevlerinin tüm alanlarında yetersizlik söz konusu iken, özgül öğrenme bozukluklarında özel bir alanda yetersizlik vardır.

2- Zihinsel yetersizliğin geriliğinin tedavisi mümkün değilken özgül öğrenme bozukluklarının bir kısmı normal gelişimle kendiliğinden düzelir, bir kısmı ise tedaviye az ya da çok iyi cevap verir.

Hastalığın nedenleri hakkındaki bilgilerimiz henüz yeterli olmamakla beraber iki konu üzerinde durulmaktadır. Bunlardan biri genetik yatkınlığın varlığı, diğeri de beyinde bazı merkezlerin işlevsel ya da yapısal bozukluklarıdır. Yapılan araştırmalarda bu çocuklardan %40’ının ailesinde ve birinci derecede akrabalarında benzer şikâyetlerin varlığı tespit edilmiştir. Bu bilgi hastalığın genetik geçişi hakkında oldukça fikir vericidir.

Öğrenme beynimizin bir işlevidir. İlk aşaması, bilginin duyu organları tarafından beyne iletilmesi ve beynin bilgiyi almasıdır. Daha sonra gelen bilgilerin birleştirilmesi, hafızada tutulması ve son aşamada da konuşma, okuma, yazma gibi becerilerle dışarı aktarılması gerekir. Özgül Öğrenme Bozukluğu olan çocuklarda, bilginin elde edilmesi ve kullanılmasını sağlayan aşamalarda, problemlerin varlığı kabul edilmektedir.

Bu konuda geniş kapsamlı araştırmalar halen sürmektedir. Özgül Öğrenme Bozukluğuna, erkek çocuklarda, kız çocuklarına oranla daha sık rastlanır. Okul çağı çocuklarında görülme oranının %5-15 arasında değiştiği bildirilmiştir. Öğrenme bozukluğunun tanısında, yardımcı bazı testler vardır. Ancak, hiçbir test tek başına bir tanının konmasında yeterli değildir. Tanı öncelikle klinik değerlendirme ile konur.

Özgül Öğrenme Bozukluğunun tedavisine erken yaşta başlanmalıdır. Daha okul öncesi dönemde el becerilerinde gerilikler, kavramları öğrenme ve yerli yerinde kullanmada zorluklar gibi belirtilerle öğrenme sorunu anlaşılabilir. Bu çocukların anaokulu döneminden itibaren ele alınmaları, ileride yaşayacakları sorunların azalmasına büyük katkı sağlayacaktır.

Öğrenme sorunu yaşayan çocuğun, öğrenmenin belli bir alanı dışında zihinsel yetilerinin bozuk olmaması nedeniyle var olan sorunun farkında olduğu ve “Niçin öğrenemiyorum?” sorusunu açıkça ifade etmese dahi kafasını oldukça meşgul ettiği bir gerçektir. Bu nedenle çocuğun ailesi ve öğretmenlerinin var olan zorluğun farkında olmaları ve çocuğa yaklaşımlarında hassas davranmaları gerekir. Belirgin öz güven sorunu yaşamaya başlayan bu çocukların eğitim hayatları boyunca moral olarak desteğe ihtiyaçları vardır.

Öğrenme sorunu yaşaması çocuğun kendi tercihi değildir. Ayrıca, bu durum çocuğun psikolojik dengesini fazlaca zedelemektedir. Tamamen yapısal nedenlere bağlı gelişen bu sorunu, çocuğun tembelliği ya da ilgisizliği gibi algılamak ve bu yönde çocuğa baskı uygulamak çocuğa yapılacak en büyük haksızlıktır. Çocukta var olan bu yetenek bozukluğuna çözüm arama yerine çocuğa adeta suçlu muamelesi yapmak ve sürekli aşağılamak sorunu çözümsüz hale getirecektir. Anne ve babaların unutmaması gereken, öğrenme sorununun ancak yoğun sabır ve ilgiyle aşılabileceğidir.